IŞIK VE GÖLGE...

 

GÖLGE OYUNLARI

Bir gün durun ve gölgenize bakın.

Eğer ışığa doğru yürüyorsanız gölge
sizi izleyecektir.

Eğer ışığa arkanızı dönmüşseniz siz gölgeyi izlersiniz.

En korktuğumuz karanlıktır; zamansız yaşadığımız karanlık.

Gün ortasında
güneşin tutulması gibi.

Alıştığımız aydınlık zamanların, kararması korkutur.
Geceyi bilen ilk insanlar

aynı korkuyu yaşamıştır güneş tutulduğunda.

Güneş
tutulması onları nasıl korkuttuysa,

yaşamdaki zamansız karanlıklar da hala
korkutmaya devam ediyor bizleri. ...

Ta ki karanlığı anlayana kadar. Nasıl mı?
Gölgeyi takip ederek.

Gölge nedense pek önemsenmez hayatımızda.

Ancak,
ışığın olduğu yerde gölge vardır.

Adeta ışığın ikiz kardeşi gibidir.

Işık
varsa gölge vardır.

Işık yoksa gölge yoktur.

Işığı bulduğunuzda gölgeyi
bulursunuz.

Işık olmadan gölgeyi aramanız boşunadır.

Diyojen fener kullanmakta

kesinlikle haklıdır.

Işıkla birlikte varlığımızın gölgesi düşer dünyamıza.
Gölgeyi kimse fark etmez.

"Eeee nasılsın görmeyeli, gölgen nasıl?"

diye sormaz kimse.
"Merhaba ben Ali, bu da gölgem" demeyiz.

Gölgemiz var mı, yok mu diye merak etmeyiz.

Gölgesi değerli olan tek varlık çoğu zaman ağaçlardır.
Hiç gölgenize sordunuz mu

"Benimle olmaktan mutlu musun" diye?

Hiç kendi gölgenize baktınız mı?
Gölgeniz aynı zamanda ışığınızdır.
Bir de gölgeden oyuncular vardır.

Belki de şimdiye kadar gölgeyi görebilen,

yani ışığı görebilen tek insanın icadı;

*Hacivat ve Karagöz*

Gölge oyunudur adı. Gölgeyle aydınlığa yol gösterirler.

Gölgedir başroldeki oyuncu.

Ama, bütün sözleri aydınlığa dairdir. Gölgeyle ışığı anlatır.
Yürürken yanımızdan biri geçer;

onunla birlikte gölgesi de geçer.

Geçeni fark edersiniz ama gölgesini görmezsiniz.
Gölgeniz aslında nasıl bir ışığa sahip olduğunuzun göstergesidir.

Işıktan uzaklaşırsanız gölgeniz küçülür.

Işığa yaklaşırsanız gölgeniz büyür, kocaman olur.

Siz bir insan boyu olsanız da

gölgeniz sizden çok daha büyük olur.
Işığın neresinde durduğunuza bağlı olarak,

gölgeniz sizin ulaşamadığınız yerlere ulaşır.

Sizin için imkansız olan, gölgeniz için imkanlıdır.

Siz duvarda yürüyemeseniz de gölgeniz yürür.
Bir gün gelir ölürsünüz gölgenizde ölür.

Kimi insanların ise gölgeleri yaşamaya devam eder.

Onlar gölgelerini bırakırlar giderlerken.

Çünkü hayattayken ışık olmuşlardır;

Atatürk gibi...
Kimi insanlar gölgesizdir.

Onlar gölgelerini değil,

karanlıklarını bırakırlar dünyada. Hitler gibi.
Kimi insanlar ise

gölgelerini bıraktıklarını düşünürler çocuklarıyla.

Belki çocukları onların gölgeleridir,

belki de çocuklarının kendi gölgeleri vardır.

Bunu ayrıştırabilmek mümkün değildir.
Bazen da gölgesi yeter dediğimiz insanlar vardır.

Onlar nerede olurlarsa olsunlar varlıklarını yaşamımızda

yüreğimizde hissettiğimiz insanlardır;
Annem gibi.
Bir gün durun ve gölgenize bakın.

Eğer ışığa doğru yürüyorsanız gölge sizi izleyecektir.

Eğer ışığa arkanızı dönmüşseniz siz gölgeyi izlersiniz.
Hangisini isterdiniz?
Bir gün gölgenizle çekip gitmek mi?
Yoksa gölgenizle

hayatta olmaya devam etmek mi?

ALINTIDIR

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !